google7bf2ff2d71c9b1a4.html google-site-verification: google7bf2ff2d71c9b1a4.html google7bf2ff2d71c9b1a4.html google-site-verification: google7bf2ff2d71c9b1a4.html google-site-verification: google7bf2ff2d71c9b1a4.html
top of page

agorafobi: "kaçamıyorum, yardım yok, sıkıştım kaldım"

Agorafobi, kelime anlamı olarak Yunanca "agora" (pazar yeri/meydan) ve "phobos" (korku) kelimelerinden türemiştir. Ancak modern psikolojide bu durum sadece açık alanlardan korkmak değil, "kaçmanın zor olabileceği veya yardım alınamayacağı alanlarda bulunma kaygısı" olarak tanımlanır.

Agorafobinin kökenlerini üç ana başlıkta inceleyebiliriz:

1. Evrimsel ve Biyolojik Kökenler

Eski atalarımız için korunmasız, açık ve geniş alanlar yırtıcı hayvanlara karşı savunmasız kalmak anlamına geliyordu.

  • Hayatta Kalma İçgüdüsü: Agorafobi, aslında ilkel bir korunma mekanizmasının (güvenli mağarada/yuvada kalma isteği) modern dünyada aşırı duyarlı hale gelmesidir.

  • Genetik Faktörler: Araştırmalar, panik bozukluk ve agorafobiye yatkınlığın genetik bir bileşeni olduğunu göstermektedir. Aile geçmişinde kaygı bozukluğu olan bireylerde görülme olasılığı daha yüksektir.

  • Beyin Yapısı: Amigdala (beynin korku merkezi) ve hipokampus arasındaki iletişimin hassas olması, kişinin çevresel tehditleri olduğundan daha büyük algılamasına neden olabilir.

2. Psikolojik ve Travmatik Kökenler

Agorafobi genellikle tek başına ortaya çıkmaz; çoğu zaman bir panik atak deneyimiyle tetiklenir.

  • Öğrenilmiş Korku: Kişi halka açık bir yerde (otobüs, market, kalabalık cadde) panik atak geçirdiğinde, beyin bu mekanı "tehlikeli" olarak kodlar. Bir sonraki sefer o mekana gitmekten kaçınır ve bu kaçınma davranışı zamanla genişleyerek agorafobiye dönüşür.

  • Bağlanma Teorisi: Çocukluk döneminde yaşanan ayrılık kaygısı veya güvensiz bağlanma figürleri, yetişkinlikte dış dünyayı "tekinsiz" algılamaya yol açabilir.

  • Kontrol Kaybı Korkusu: Kişinin kendi bedeni veya çevresi üzerindeki kontrolünü kaybedeceği düşüncesi (bayılma, rezil olma, kalp krizi geçirme korkusu) temel tetikleyicidir.

3. Tarihsel ve Etimolojik Köken

Psikiyatri literatürüne girişi nispeten yenidir:

  • Carl Westphal (1871): Terim ilk kez Alman psikiyatrist Carl Westphal tarafından kullanılmıştır. Westphal, bazı hastalarının Berlin'in geniş meydanlarından geçerken yaşadığı yoğun kaygıyı gözlemlemiş ve buna "pazar yeri korkusu" adını vermiştir.

  • Modern Tanım: 20. yüzyılın ortalarına kadar sadece bir semptom olarak görülse de, günümüzde panik bozuklukla ilişkili veya ondan bağımsız bir kaygı bozukluğu olarak sınıflandırılmaktadır.

Özetle

Agorafobi, aslında mekanın kendisinden değil, o mekanda yaşanabilecek çaresizlik hissinden duyulan korkudur. Kişi evi "güvenli kale" olarak görürken, dış dünyayı yardıma erişimin imkansız olduğu bir risk alanı olarak kodlar.


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Yaş arttıkça artan uyku sorunları

Yaşlılıkta uykunun yapısı gençlik yıllarına göre önemli ölçüde değişir. Birçok kişi bu değişimleri "hastalık" sanıp endişelense de, aslında bunların birçoğu yaşlanmanın normal  ve doğal sonuçlarıdır.

 
 
 

Yorumlar


© 2035 by DR. Elise Jones Powered and secured by Wix

bottom of page
google7bf2ff2d71c9b1a4.html