google7bf2ff2d71c9b1a4.html google-site-verification: google7bf2ff2d71c9b1a4.html google7bf2ff2d71c9b1a4.html google-site-verification: google7bf2ff2d71c9b1a4.html google-site-verification: google7bf2ff2d71c9b1a4.html
top of page

Dikkate dikkat!

Sosyal medyanın odaklanma yeteneğimiz üzerinde derin etkileri vardır ve genellikle kronik dikkat dağınıklığının temel tetikleyicisi olarak işlev görür. Nörobilimsel araştırmalar (2025 sonundaki raporlar dahil), bunun sadece "kötü bir alışkanlık" olmadığını, beynimizin bilgiyi işleme biçimindeki temel bir kayma olduğunu göstermektedir.

Sosyal medyanın dikkat dağınıklığını nasıl yarattığına dair detaylar şunlardır:

1. "Mikro Ödüllerin" Nörokimyası

Sosyal medya platformları, kumar makinelerinde kullanılan mantıkla, yani "değişken oranlı pekiştirme" yöntemine göre tasarlanmıştır.

  • Dopamin Döngüleri: Her beğeni, yorum veya sayfa yenileme küçük bir dopamin salınımı tetikler. Bu durum, beyni sürekli bu "ödülleri" aramaya alıştırır; sonuç olarak kitap okumak veya çalışmak gibi tek bir odak gerektiren görevler, sosyal medyanın sunduğu uyarıcıların yanında sıkıcı gelmeye başlar.

  • Bağlam Değiştirme (Geçiş Maliyeti): Bir bildirime her baktığınızda beyniniz bir "yeniden yönlenme" sürecine girer. Araştırmalar, tek bir bölünmeden sonra karmaşık bir göreve tam odaklanma durumuna dönmenin 23 dakikayı bulabildiğini göstermektedir.

2. Bilginin Parçalanması

Kısa formlu videolara (TikTok, Reels, Shorts) olan yönelim, beyni çok kısa sürelerde yüksek yoğunluklu uyarıcılar beklemeye şartlandırmıştır.

  • Kısalan Dikkat Süresi: Hızlı içeriklere sürekli maruz kalmak, bilişsel olarak zorlayıcı bir işe odaklanma yeteneğini (Derin Çalışma / Deep Work) köreltir.

  • Bilişsel Yük: "Sonsuz kaydırma" akışı, beyni birbiriyle ilgisiz devasa bir bilgi yığınını (duygusal bir videonun ardından gelen bir reklam, sonra bir haber klibi vb.) işlemeye zorlar. Bu durum zihinsel yorgunluğa yol açarak günün geri kalanında önemli bilgilere öncelik vermeyi zorlaştırır.

3. Psikolojik Tetikleyiciler

  • FoMO (Gelişmeleri Kaçırma Korkusu): İnternette siz yokken önemli bir şeylerin olduğu kaygısı, bir "kontrol etme alışkanlığı" yaratır. Telefonu kullanmadığınız anlarda bile, potansiyel bir mesajın düşüncesi zihinsel bir dikkat dağıtıcı olarak işlev görür.

  • "Zihin Bulanıklığı" Etkisi: Aşırı kullanım, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde DEHB (ADHD) belirtileriyle giderek daha fazla ilişkilendirilmektedir. 2026 yılına girerken yayımlanan güncel veriler, yüksek sosyal medya tüketiminin genetik yatkınlıktan bağımsız olarak "dikkat eksikliği semptomları" için önemli bir gösterge olduğunu vurgulamaktadır.

4. Hafıza Üzerindeki Etkisi

Sosyal medya aktarmalı belleğimizi (transactive memory) etkiler. Bilgiyi veya bir anın kanıtını (fotoğraf, post vb.) daha sonra internette bulabileceğimizi bildiğimiz için, beynimiz bu deneyimin ayrıntılarını dahili olarak depolamaya daha az meyilli olur. Bu da şimdiki anla kurduğumuz bağın yüzeyselleşmesine neden olur.

Karşılaştırma: Sosyal Medya ve Geleneksel Medya

Özellik

Geleneksel Medya (TV/Kitap)

Sosyal Medya

Akış

Doğrusal, tahmin edilebilir

Parçalı, tahmin edilemez

Etkileşim

Pasif (Tek yönlü)

Aktif/Bağımlılık yapıcı (Çift yönlü)

Uyarıcı Düzeyi

Düşük - Orta

Yüksek (Sürekli bildirimler)

Bilişsel Maliyet

Düşük

Yüksek (Sürekli görev değişimi)


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Yaş arttıkça artan uyku sorunları

Yaşlılıkta uykunun yapısı gençlik yıllarına göre önemli ölçüde değişir. Birçok kişi bu değişimleri "hastalık" sanıp endişelense de, aslında bunların birçoğu yaşlanmanın normal  ve doğal sonuçlarıdır.

 
 
 

Yorumlar


© 2035 by DR. Elise Jones Powered and secured by Wix

bottom of page
google7bf2ff2d71c9b1a4.html